• https://www.facebook.com/groups/1522336437779770/
  • https://www.twitter.com/http://www.selcukajans.com/
Videolar

Nilüfer Öztürk Silay

İçinizdeki sessizliği uyandırın

Referandum seçimlerini geride bıraktık ancak hemen hemen herkesin üzerinde bıraktığı o adı belli olmayan yorgunluk, kırgınlık veya küskünlük çalkantıları devam ediyor. Seçim sonrasında CHP içerisinde yaşanan gerginlikler de tabi ister istemez vatandaşlar üzerinde baya bir etki yaratıyor. Dışarıya çıktığımızda her iki kişiden biri mutlaka referandum sonuçları ile ilgili, yada CHP içerisinde yaşanan gerilimi konuşuyor. Ama birçok kişi de 2019 yerel seçimlerde neler olacak bunun analizini yapıyor. Yani deyim yerinde ise hiç kimse sağlıklı bir düşünce veya somut bir girişim yapamıyor. Öyle yada böyle bir Referandum süreci yaşandı ve bitti. Bence artık bundan sonra herkes önüne bakmalı, herkes de birbirini suçlamaktan vazgeçmeli ve hatayı başkasında aramamalı diye düşünüyorum. Çünkü gün dedikodu etme zamanı değil, gün birlik olma zamanı ve gün mücadele etme zamanıdır.

Bir Festivalin ardından….

Herkesin de bildiği gibi bu yıl belediye tarafından yine birincisi düzenlenen "Kantaron Festivali"ni gördük. Özellikle yaz aylarında birçok il ve ilçelerde düzenlenen festivaller neye göre adlandırılır ve programları nasıl şekillendirilir? Ben bu konuda biraz örnek vermek isterim.  İlçemizde yapılan veya birçok il ve ilçelerde yapılan Festivaller; genellikle şehirlerin dışarıya açılan pencereleri olarak nitelendirilir. Özel zamanlara göre planlanarak, çoğunlukla o yörenin bir ürününü veya yönünü ortaya çıkarmak, belirginleştirmek, hafızalara nakşetmek üzere düzenlenir. Yöresel nitelikte ve ürün telaffuz edilerek düzenlenen festivallerin programlarına baktığımızda; Programların gündüz saatleri, çoğunlukla o ürüne yönelik çalışmalara ayrılır. Gece ise, popüler şarkıcıların yer aldığı çeşitli konserler verir. Her festivalde olduğu gibi ilk olarak, programda yer alan grupların, özellikle sokak eğlencelerini gerçekleştirecek olan animasyon ekiplerinin, şehrin önde gelen protokolü ile diğer konuk ekiplerin bulunduğu festival korteji, belli bir güzergâhta ve mesafede yürüyüş yapar. Adet haline geldiği üzere yurtdışından konuk edilen folklor ekipleri, yürüyüş esnasında mini gösteriler düzenler ya da kendi halk şarkılarını seslendirir. Daha sonra festival alanında protokol konuşmaları yapılır ve sponsor teşekkür şiltleri sunulur. Bu arada Festival alanında hangi ürünün adı zikrediliyorsa, o üründen bolca misafirlere dağıtılır. Festival programları oluşturulurken, işin püf noktasında, festivale ayrılan bütçe ile organizatörlerin önerdiği davet edilebilecek gruplar ile popüler şarkıcılara dair maliyet teklifinin örtüşmesi vardır. Festivali düzenleyenler ne kadar ödeyebilecekse, organizatör boş günü olan ve ödenebilecek ücrete uygun olan şarkıcıları önerir.  Tabi bu durum bizim ilçemizde yapılmadığı için belediyedeki ilgili birimde görevli arkadaşlarımız ancak bu kadarını yapabiliyorlar. Yani Festivaller, düzenlendikleri şehirlere dikkat çekmenin ve şehirlerin dışarıya açılmasının bir aracı olmalı, etkili bir tanıtım mekanizması haline gelmelidir. Festival mantığında, düzenlendiği şehrin bir 'çekim merkezi' halini alması gerekmektedir. Bir başka gözle bakıldığında festivallerin birçoğunda ise, 'hemşerilerin buluşma tarihi' amacının gözetildiğidir. 

Festival konusunda dikkat edilmesi gerek iki husus vardır. Birincisi; 'uluslararası' ibareli festivallerde yurtdışından davet edilen sanatçı/yorumcularla, izlemeye gelen dinleyicilerin genel oranı, şayet genel katılımın ve programdaki etkinliklerin yarısından azsa, bu ifadenin tercih edilmemesi daha doğru olur. İkincisi ise; 10 yıldan az sürede ve hatta ilk defa düzenlenen festivallerin isimlerinde 'geleneksel'  ibaresinin bulunması, etik açıdan doğru değildir. Festivallerin başarısının ölçümü, sona erdikten aylar ve hatta yıllar sonra, şehirde ve insanlarında bıraktığı izlerle ortaya çıkar. Bu anlamda festivaller gerçekleştiği coğrafyaya mutlaka katkı sağlamalı, ardında uzun vadeli faydalar bırakmalıdır! Tıpkı ilçemizde yıllardır var olan ancak bir türlü yaşatılmak istenmeyen ve içeriği değiştirilen Uluslar arası Selçuk-Efes Festivali gibi…

Bu yıl ilçemizde ilki düzenlenen ve adına da "Kantaron" denilen Festivali konusunda kısaca değerlendirme yapmak istiyorum. Bir kere festival süresince Kantaronun ne yağını, ne de otunu görebildik. Genellikle Ağustos ve Eylül aylarında yetişen Kantaron otunun bu festivalde görünmemesi gayet doğal diye düşünüyorum. Diğer yandan Kantaron konusunda herhangi bir bilgi veya kantaron otunu anlatan bir yayın olmayışı da büyük bir eksiklik.  Yani festival bana göre tamamen yöresel ev yemekleri festivali olmuştu. Alt yapısı hazır olmayan Festival de ancak bu kadar olabilirdi. Yapılan festivalin en büyük eleştiri alan yanı ise tarihiydi. Uluslar arası Bayındır Çiçek Festivali ile aynı tarihte yapılan Kantaron Festivaline katılımın bir hayli düşük olduğunu gözlemledik. Bundan emin olabilmek için Bayındır Çiçek Festivaline katıldım ve hiç karşılaşmadıysam 50'ye yakın Selçuklu dostlarımızı gördüm. Saydığım kadarıyla 8 büyük cadde üzerine kurulan Festival stantlarında çiçekten tutun hediyelik eşyalara kadar her şeyi bulmak mümkün. Neredeyse yok, yok… İzlenimlerime göre her cadde 3 bin kadar ziyaretçi.. Yani müthiş kalabalık. Sokak müzikleri, eğlenceler, animasyonlar dolu dizgin.. Ne yalan söyleyeyim Bayındır'ı görünce Selçuk'ta yapılan Festivalin, Festival olmadığını gördüm. Ben öncelikle Kantaron Festivalinde görev alan tüm belediye çalışanlarını kutluyorum. Çünkü onlar ellerinden gelen çalışmayı yaptılar. Ancak bu tür organizasyonlarda "Festival" yerine "şenlik" yada "Kutlama" adı altında yapılmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. İlla bir Festival yapılmak isteniyorsa bence çok kapsamlı bir organizasyonla Uluslar arası Selçuk-Efes Festivaline sahip çıkarak yapılmalıdır diye düşünüyorum… 

AlışSatış
Dolar5.70855.7314
Euro6.31106.3363
Anlık
Yarın
33° 35° 24°
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam82
Toplam Ziyaret323121